Puan: 4/10 💭
Sayfa Sayısı: 552 📚
Huzur Sokağı'nın çıktığı yıllardan beri birçok kişinin okumuş olduğu, okumadıysa da duyduğu bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabın konusunu ve verilmek istenen dersi beğendim. Ama yazarın dilini, üslubunu da bir o kadar sevemedim. Sebeplerini de sizlere şu şekilde açıklamak istiyorum; öncelikle en baştan başlayalım, sokağın en iyi Müslümanı (!) bilinen Bilal, karşı apartmanlarına taşınan Feyza'ya aşık olur. Ancak namaz kılmadığı, tesettürlü olmadığı için onunla evlenmek istemez. Böyle düşünürken, kalbine söz geçiremez ve onu düşünmekten kendini alı koyamaz... Feyza'yı düşündüğü zamanlar için yazar, her zaman tefekkür ettiği vakitlerde o, Feyza'yı düşünerek vakit öldürüyordu diye bahsediyor. Bir insanın aşık olduğu insanı düşünmesini neden kötü birşey olarak yazdığını hala anlayabilmiş değilim. Ve yazar her zaman Allah'ı değil de Feyza'yı düşündüğü için Bilal'in utanması gerektiği mesajı veren cümleler yazmış... Kitabı sevemememin sebeplerinden 1.si bu.
2.si ise, yazarın mini etek nefreti. Yazar adeta kötü insanlara, hırsızlık yapan, kumar oynayan, çeşitli haram işler yapan kişilere duyduğu nefretten daha çok nefret ediyor resmen mini etekten. Ve tesettürlü olmayan kadınları, 'Avrupa fahişeleri, batı özentileri, gafil, bomboş insanlar...' diye devam eden iğrenç tabirlerle ifade ediyor. İslam dininde hiçbir şekilde zorlama olmadığını peygamber efendimizin davranış ve tutumlarından anlıyoruz zaten. Ama bu cümleye bakılırsa, açık giyinen, namaz kılmayan kişilere karşı böyle şeyler demesi hoş ve uygun değil benim fikrim. Daha yumuşak, ılımlı ve uygun bir dille yazabilirdi. Daha sonra iyi Müslüman olarak gösterilen Ali, kız kardeşlerinin elbiselerini, mini eteklerini onlardan habersiz İslam mücadelesi uğruna (!) kesiyor ve çöpe atıyor... Bu da öfkelendiğim ayrı bir mesele...
3.sü ise, yazarın iyi Müslüman kriterleri. Yazarın yazdıklarına göre, iyi bir Müslüman kadın, okumamalı, evinde oturmalı, yaşı gelince hemen evlenip sabahtan akşama kadar evde kocasını beklemeli. Güya İslam'a uygun olmadığı için sosyal faaliyetlere, etkinliklere katılmamalı, hep evde olmalı... İyi bir Müslüman erkek ise karısını bütün herkesten korumalı, hiçbir kadına selam verip konuşmamalı... Yazarın bu kriterleri beni gerçekten hem şaşırttı, hem de öfkelendirdi diyebilirim...
Kitapta hoşuma gitmeyen, yazmak istediğim ama buraya sığmayacak birsürü şey daha var... Bunların en azından birkaçını daha söyleyerek yorumumu bitirmek istiyorum. Bunlar; Feyza'nın kızı Hilal'e okumayı öğrendiği an Kuran öğretmesi, Hilal'in 12 yaşında olmasına rağmen 35 yaşındaki biriymiş gibi konuşması, karakterlerin her an hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlayabilmesi, Bilal'in arkadaşı Necati'nin bir kadının parasıyla geçinmeyi sanki ayıp birşeymiş gibi istememesi, yazarın neredeyse her cümlede mazbut ve mini etek kelimelerini kullanmış olması, Bilal'in kardan adam yapan çocuklara heykel yapmak günahtır diyip onları ağlaması...Bu yazılanları sevmediğimi belirtmek istedim aksi takdirde içimde kalacaktı. Her neyse, bol mantık hatalı, beklediğim performansı alamadığım bir kitaptı. Olsun, en azından denemiş oldum diyerek yorumu noktalıyorum, hepinize iyi günler diliyorum ve eğer buraya kadar okuduysanız sizi tebrik ediyorum... 😅
Yorumlar
Yorum Gönder